Türkçe Araştırmalar

Türkçe Araştırmalar | Новости на турецком


Azerbaycan klânları arasındaki çelişkiler

https://www.youtube.com/watch?v=J3WIRUIHlu0&feature=youtu.be ...
Тег «Далее»

Türkiye’nin «eşit» yurttaşları

Son dönemde Türkiye'de ırkçılığın tehlikeli şekilde arttığını görüyoruz. Türkiye’de faşistler, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ...
Тег «Далее»
/ Türkçe Araştırmalar

NATO müttefiklerine karşı Türkiye’nin kozu

Türkiye ve Rusya, 12 Eylül'de Rus yapımı S-400 füze savunma sisteminin satın alınması konusunda imza attılar. Türkiye kapora ödemesini Moskova'ya ...
Тег «Далее»
/ Türkçe Araştırmalar

‘‘Azerbaycan çamaşırhanesi’’

Organize Suç ve Rüşvet Kaydı Projesi’nin (Organized Crime and Corruption Reporting Project – OCCRP) hazırladığı ‘Azerbaycan Çamaşırhanesi’ başlıklı araştırmada Azerbaycan hükümetinin 2012-2014 yılları arasında Avrupalı siyasetçiler ve gazetecilere rüşvet vermek, lobicilik faaliyetleri yürütmek, lüks ürünler satın almak için milyarlarca dolar harcadığı bildirildi. İddilara ilişkin 2,5 milyar Euro (2,8 milyar dolar) tutarındaki banka dökümleri Danimarka’nın Berlingske gazetesinde yayımlandı. Gazete ve OCCRP paraların nereye gittiğine dair birlikte araştırma yaparak ilginç sonuçlara ulaştı. 2,8 milyar  dolar değerindeki fonun, İngiltere merkezli dört offshore şirket üzerinden para transferleri gerçekleştirdiği, buradan da Türkiye, Almanya, İngiltere, Fransa, İran ve Kazakistan dahil birçok ülkede harcamaların yapıldığına dair veriler ve belgeler paylaşıldı. Araştırmada, fonların bir kısmının İlham Aliyev'e karşı yöneltilen uluslararası eleştirileri susturmak için kullanıldığı ve Azerbaycan hakkında olumlu yazıların yazılması için de çaba gösterdiği yer aldı. Bu bağlamda  siyasetçiler ve gazetecilerin de aralarında bulunduğu birçok kişiye, şeffaf olmayan şirketler aracılığıyla ödemeler yapıldığı belirtildi. Raporda, bu kişilerin hepsinin paranın kaynağından haberdar olmayabileceği kaydedilirken, ödemelerin vergi görevlileri ve yetkililer tarafından fark edilmediği öne sürüldü. Araştırmaya göre parayı alan kişiler arasında Azerbaycan Başbakan Yardımcısı ve ülkenin ünlü  siyasetçilerinden Yakup Eyyubov gibi Azerbaycan hükümetinde yüksek mevkilerde bulunan siyasetçiler var. Çarpıcı isimlerden biri de  Azerbaycan’da yolsuzlukla mücadele kurumunun başındaki Ali Nağıyev. OCCRP,  para aktarılan kişiler arasında Avrupalı bazı siyasetçilerin de   bulunduğunu yazıyor. Lobicilere, gazetecilere, siyasetçilere ve iş adamlarına ödenen paraların 2013 yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde Azerbaycan'ı insan hakları ve ifade özgürlüğü konusunda eleştiren bir raporun aleyhinde karar alınması gibi durumlarda başarı gösterdiği kaydedildi.   Paraların bir kısmı Azerbaycan hükümetinden geldi. Savunma Bakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Olağanüstü Hal Bakanlığı 9 milyon dolar transfer etti. 29 milyon dolar Rusya’nın silah şirketi Rosoboroneksport’a gönderildi. Bu haberlere Azerbaycan yönetimi sert tepki gösterdi. Hükümet sözcüsü Ali Hasanov Azerbaycan’ın demokratik bir devlet olduğunu ve hızlı gelişmesini dış güçlerin kıskandığı nedeniyle benzer haberlerin çıktığını söyledi. OCCRP araştırmasının yayımlandığı zamana baktığında ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor. Son aylarda Azerbaycan Batı için ...
Тег «Далее»
/ Türkçe Araştırmalar

Türkiye’nin Avrasya Gümrük Birliği’nde yer alabilceği gerçekçi mi ?

Ağustos ayında  Türkiye  Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Almanya Başbakanı Merkel'in "Türkiye ile Gümrük Birliği anlaşmasını güncellemeyi düşünmedikleri" yönündeki açıklamasına yanıt verirken, Avrasya Gümrük Birliği'ne üye olmak için gerekli temasların başlatılacağını eklemişti. Zeybekci’nin sözleri Türkiye’nin Avrasya Gümrük Birliği’nde yer alıp alamayacağı konusunda tartışmalara  yine yol açtı. Türkiye’nin  Avrasya Gümrük Birliği’nde yer alabilceği gerçekçi mi ? Türkiye coğrafi konumu sayesinde dış politikasında her zaman daha çok manevra kabiliyetine sahip olmuştur. Türkiye’nin coğrafi konumu  kendisine  AB’ye karşı ya da dış dünyaya karşı pazarlayabileceği ya da koz olarak kullanabileceği çok fazla enstürmanlar sunmaktadır. Türkiye ve Rusya'nın ayrı ayrı nedenlerden dolayı Batılı ülkelerle problem yaşıyorlar. Son dönemde yaşanan problemler  "acaba Ankara-Moskova, alternatif bir ittifak yapılanmasına mı gidiyor ? " tartışmalarına yol açtılar. Ama şu bir gerçek ki Türkiye’nin birçok nedenden dolayı Avrupa ve ABD  ile  ilişkilerini belirli bir düzeyde tutması gerekiyor. Rusya ile Türkiye’nin ekonomi işbirliği alanları çok muazzam. Türkiye’nin Rusya ile olan ticari hacmi zaten büyük ölçülere varmaktadır. Türk malları için Rusya büyük bir pazardır ve Avrasya Gümrük Birliği'ne üye olmak Türk ekonomisine  şimdi var olan faydadan  dahasını getirmiyecek. Yani Rusya ile Türkiye ticaret alanında birkaç alan hariç ilişkilerini olanaklı kadar genişletmişler. Avrasya  Birliği, Rusya’nın Orta Asya’daki ekonomik ayağı olarak değerlendirilebilir. Üstelik Birliğin siyasi yönü daha ağır basmaktadır.  Rusya için Avrasya Birliği sadece bir ekonomik birleşme projesi değil, Avrasya projesi kapsamında eski Sovyetler Birliği terkibine girmiş olan ülkeleri etkisi altına alma  projesidir. Üstelik Türkiye iddialı bir ülke olarak Avrasya Gümrük Birliği’nde baş rol almamaya razı olmaz. Avrasya Ekonomik Birliği ülkelerinin şu anki toplam nüfusu 170 milyondur. 76 milyonluk bir Türkiye’nin Birliğe katılması Birlik içindeki nüfus ağırlığını değiştirecek ve Türkiye’nin etkinliği  artacak. Bunun için de Rusya  bu üyeliğe sıcak bakmaz. Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılması   dış politika tercihini  değiştirecek çok büyük bir adım olur. Türkiye şu anda bu kadar büyük değişikliğe  hazır değil. Türkiye’nin ekonomi, siyaset, güvenlik, ...
Тег «Далее»
/ Türkçe Araştırmalar

Erdoğan’ın Avrupa’daki baskı aracı

Avrupa'da  6 milyondan fazla Türk yaşıyor.  Türklerin kültürel olarak asimile olmadıkları Avrupa ülkeleri için birçok sorun yaratıyor. Avrupa ülkeleri daimi hale gelen paralel toplumların risklerini uzun zaman görmezden gelmiştir. Bugüne kadar Avrupa ülkeleri, Türk devletinin 'kendi' vatandaşlarını ve onların Avrupa'daki okul arkadaşları, iş arkadaşları ve komşularını birbirlerine karşı getirmeye çalışmasına, Ankara'nın finanse ettiği camiler ve başka devlet kurumlarıyla onları eğitmesine ve manipule etmesine göz kırpmış ve hatta büyük bir rahatlıkla izin vermiştir. Birçok araştırma merkezinin kaydettiği gibi Recep Tayyip Erdoğan Türk diasporasını ciddiye alan ilk lider. Erdoğan,  Türkiye’deki siyasi başarıda Avrupalı Türklerin oynadığı rolünü hesaba alarak  iktidarının ilk yıllarından itibaren gözünü Avrupa’daki Türk diasporasına dikti ve bu bağlamda yoğun çalışmalar yaptı. Erdoğan'ın yıllardır, çoğu Batı Avrupa'da yaşayan Türk diasporasına heyecan verici konuşmalar yapıp, onları asimile olmamaları konusunda uyarıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi, Avrupa'daki Türk diasporasını Türkiye'ye sadık olma düşüncesi etrafında toplamya çalışıyor. Hedefi çok basit: Türkiye'ye sadık olmak, Erdoğan'a sadık olma anlamına gelmektedir. Erdoğan'a sadık olmak da, Türkiye'ye…  AK Parti'nin propagandasının hâlâ Avrupa'daki Türklerin büyük bölümü tarafından kabul edilmesinin  nedeni  sosyal statü.  Avrupa'ya gelen Türklerin yüzde 60-70'i Türkiye'nin doğu illerinden  geliyor. Yani Türkiye'de onlar  ‘siyah Türkler' olarak niteleniyorlar. Bu kesim daha muhafazakâr, daha dindar, çoğunda İslamcı zemin var. Erdoğan propagandasını son 10 yılda Avrupa'da kurduğu siyasi teşkilatlar, açtığı dernekler ve en çok camiler  sayesinde yapıyor. Bu kurumlar Avrupa için artık bir iç güvenlik tehdide dönüşmüştüler. Erdoğan hem Avrupa  ülkelerindeki görevli imamlar ve bürokratlar aracılığıyla, hem MİT görevlileri vasıtasıyla, hem de sıradan vatandaşları kullanarak Türk toplumunu fişliyor. Bu fişlemeyi yapan görevliler ''Fetöcüler'' olmak üzere tüm Erdoğan muhaliflerini adım adım izliyor, onların eğilimleri ve yaşam şekilleri hakkında bilgi toplayıp Ankara'ya casusluk yapıyorlar. AKP, Avrupa’da yaşayan Türk diasporasının bir kısmını muhaliflere karşı siyasi bir silah, AB Hükümetlerine karşı diplomatik bir baskı aracı olarak kullanıyor. Artık, Avrupa hükümetleri Erdoğan’ın Avrupa’daki faaliyetlerini açıkça içişlerine müdahale ...
Тег «Далее»
/ Türkçe Araştırmalar

Türkiye ‘‘bağımsız Kürdistan’’a gerçekten karşı mı ?

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY), 25 Eylül’de Irak’tan ayrılmayı öngören bağımsızlık referandumu düzenleyecek. Bölgede tansiyonu artıran referandumun ertelenmesine yönelik çağrı ve itirazlar, gün geçtikçe daha yüksek bir sesle dilendiriliyor,  ama iç ve dış baskıların artmasına rağmen İKBY başkanı Mesut Barzani bağımsızlık referandumunun planlanan tarihte yapılması konusunda diretiyor. İran, Irak, Suriye ve Türkiye gibi bölge ülkeleri bağımsızlığın kendilerini de etkileyeceğinden bu  referanduma karşı. Hem Türkiye, hem de İran meseleye ulusal güvenlik perspektifinden bakıyorlar. İki ülkede de ciddi oranda Kürt nüfusu yaşıyor ve olası bir bağımsızlık kendi içlerindeki Kürtleri de etkisi altına alabilecek. Fakat referanduma Türkiye’nin tavrı kesin olmadı. Türkiye tavrını  fazla belli etmedi, hoşuna gitmemiş olsa da  şiddetle karşı çıkmadı. Irak Kürdistanı'na Türkiye’nin yaklaşımlarını iki evreye ayırabiliriz.  Geçmişte Ankara, Kuzey Irak’ta Kürt siyasi güçlerinin varlığını  ulusal güvenliğine yönelik tehdit olarak algılıyordu. Saddam Hüseyin’den sonra Irak’ta oluşturulan durumla bağlı ve özellikle  Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara gelmesinden sonra Türkiye'nin  siyaseti ve  yaklaşımları değiştiler. Türkiye, ilişkilerin yakınlaşmasının farklı nedenlerinden Irak'ta Kürt özerkliğine iyi gözle bakmaya başladı. Türkiye şunu hem siyasi hem iktisadi açıdan imkan olarak değerlendirdi.  Türkiye bölge ülkesi olarak Kuzey Irak’ta iktisadi ve siyasi etkinliği ile  ciddi rol almaya ve bunun sayesinde  Kuzey Irak’ı kontrol altına almaya çalışıyordu. Bu bağlamda özerkliği de kendine bağımlı kılmaya çalışıyordu. Şimdi ise bağımsızlık işlemi ek sorunlar çıkarıyor. Dolayısıyla Türkiye şunu güvenliği açısından tehlikeli görüyor. Ama  Kuzey Irak’tan petrol ihraç eden Türkiye, Barzani yönetimi ile ilişkileri canlı tutmak istiyor, dolayısıyla  bağımsızlık konusunda Kürdistan’a sert bir çıkış yapmadı.  Üstelik  Ankara’nın Erbil’le ticaret ve petrolün yanı sıra güvenlik konusunda da bağları var. Tahran’ın Bağdat’a baskın olması ve Heşdi Şabi birliğinin varlığı  Ankara’ya tehdit oluşturuyor. Kürdistan Bölgesi olmazsa Heşdi Şabi ve Şiiler Türkiye’ye ciddi tehdit oluşturacaktır. Dolayısıyla güvenli ve istikrarlı bir Kürdistan, sadece zarar değil, fayda da sağlayabilir. Türkiye'nin referanduma verdiği tepkilerin  ''sert'' tonlarını     AKP'nin yeni partner olarak MHP'yi seçmesi ...
Тег «Далее»
/ Türkçe Araştırmalar

Azerbaycan’da helak olan halklar: Talışlar (1. Bölüm)

https://www.youtube.com/watch?v=_dT7pian2y4&feature=youtu.be ...
Тег «Далее»