Kördüğüm

Türkiye 24 Aralık 1991 tarihinde,  Ermenistan’ın bağımsızlığını tanımıştır.  Türkiye,   Karabağ-Azerbaycan savaşı sırasında Azerbaycan’a yardım olarak, 3 Nisan 1993 tarihinde Ermeni güçlerinin Karvaçar (Kelbacar) şehrini almasından  sonra Ermenistan’a olan tüm ulaşımı durdurmuştur.

2008 yılında Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan,  ilişkilerin normalleşmesi ve sınırın açılması için  ilk adımı atarak Türkiye’nin o dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü Türkiye-Ermenistan milli maçını izlemeye  davet etti.  Bu davet üzerine   “Futbol Diplomasisi” başladı. Sarkisyan’ın ortaya attığı “Futbol Diplomasisi” uluslararası kamuoyunda  iyi bir gelişme olarak algılandı. O zamanlar Türkie-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi  büyük devletlerin  ilgi ve  çıkar  çerçevelerinde bulunuyordu. Dönemin  ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile İsviçre Dışişleri Bakanı Calmy Rey etkin rol oynayarak, tarafları ikna etmeye çalışıyordu. Yıllar sonra Hillary Clinton, yazdığı “Hard Choices”  kitabında protokollerin imzalanmasında önemli  rol oynadığını kaydederek, şunun amacı Kafkasya’da barışın sağlanması olduğunu değil, Amerika Birleşik Devletleri’nin  çıkarlarının ileri götürülmesi olduğunu yazmıştır. Türkie-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi   Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecine, bölgede nüfuzunu giderek artırma isteklerine, bölgede enerji kaynaklarının güzergahı  olma perspektifine  katkıda bulunacaktı. Bu açıdan Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi Türkiye için de elverişlidi. Büyük devletlerin baskısı altında  kendi çıkarlarını hesaba alan Ankara   Erivan’ın “Futbol Diplomasisi” jestine olumlu cevap verdi.

Uzun görüşme ve  tartışmalardan sonra 10 Ekim 2009 yılında iki protokol imzalandı.  Iki ülkenin  hem yönetimleri, hem halkı  protokollerde yer alan ifadeleri farklı açılardan değerlendiriyordu. Bu nedenle  protokoller imzalanmış olmasına rağmen yürürlüğe iki ülke tarafından da girilmemiştir. Protokoller, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden inşa edilmesini öngörüyordu ve yürürlüğe girmesinden sonra iki ay içerisinde sınırlar açılacaktı. Türkiye ve Ermenistan’ın, aralarındaki sınırı karşılıklı olarak tanıyacaklarını  ve tarihsel sorunlar için de, kaynak ve arşivlerin tarafsız bilimsel incelemesini yapmak üzere bir alt komite kurulacağını öngören iki madde, hem Türkiye’de, hem Ermenistan’da büyük tepkilere neden oldu. Ermeni tarafı, 1915 yılı  Ermeni Soykırımı’nın  gerçeğinin sorgulanamayacağını ve  1915’te yer alanların araştırılması için tarih komisyonu kurulmasını kabul etmenin kurbanların anısına hakaret anlamını taşıdığını savunarak, tarih komisyonunun kurulacağını öngören maddeye karşı çıkıyordu. Öte yandan Türkiye ve Ermenistan’ın, aralarındaki sınırı  karşılıklı olarak tanıyacaklarını öngören maddeyi kabul etmek Ermenitsan için Tarihi Ermenistan’ın (Batı Ermenistan)  topraklarından vazgeçeceği anlamına geliyordu. Türk halkı ve muhalefeti ise Ermenistan’ın, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü ve sınırlarını kabul etmediği, Anayasasında Türkiye’den toprak taleplerinden vazgeçmediği, 1915 yılı Ermeni Soykırımı’nın tanınması için çabaları ve  Karabağ meselesinden dolayı Ermenistan’la uzlaşma arayışı politikası için iktidarı eleştiriyorlardı.

Türkiye’nin Ermenistan ile olan ilişkilerinin normalleşmesine en çok karşı çıkan taraf  Azerbaycan’dır.  Azerbaycan,   Türkiye’yi Ermenistan ile sınırını açacağı durumunda Azerbaycan’ı kaybedeceğiyle tehdit ediyordu. Şüphesiz Türkiye için öncelikli ülke  Azerbaycan’dı.  Türkiye, protokollerin imzalanmasından sonra protokollerde Karabağ sorunundan bahis olmadığı halde Ermenistan’ın askeri  güçlerini  Dağlık Karabağ’ın   topraklarından çekmeyeceğine kadar protokolleri onaylamayacağını belirtti. Türkiye’nin Karabağ sorunu ile ilgili önkoşullar ileri  sürdüğünden dolayı pek çok kez protokollerin iptal edebileceğini tekararlayan Ermenistan tarafı Türkiye’den geri adım atmadığını görerek 1 Mart 2018’de,  imzalandıktan 9 yıl sonra   iki protokolü de  iptal etmiştir. Böylece Türkye-Ermenistan ilişkileri, en baştan beri sadece iki ülkeyi değil, büyük devletleri ilgilendiren mesele olup, sonra ilgi ve çıkarlarınının azalması ve Türkiye’nin  tutarsız,  kaçamak tutumu ve ön koşul koyma politikası  nedeniyle hiç bir sonuç vermediler.