home Türkçe Araştırmalar Kurkutlar, Ceylanlar, Berkinler ölmesin

Kurkutlar, Ceylanlar, Berkinler ölmesin

2017 yılında 21 Mart günü Diyarbakır’da  yapılan Nevruz kutlaması insanların hafızasına  üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’un öldürülme günü olarak geçti. Kemal Kurkut  Nevruz kutlamalarına katılmak için  Malatya’dan Diyarbakır’a gelmişti, kentin   girişinde kurulan kontrol noktasında gazetecilerin gözleri önünde »canlı bomba şüphesi» iddiasıyla polis memuru kurşunuyla öldürülmüştür. Kurkut’un öldürülmesi onlarca gazetecinin göz önünde olduğundan gazetecilerin çektiği fotograflar ve   kamera görüntüleri cinayet yerinde neler olduğunu iyi şekilde açığa çıkarıyorlar. Kamera görüntülerine göre giriş kapısı tarafında duran polisler Kurkut’u durdurarak   üzerindeki çanta ve elbiseleri çıkarmasını istemişler,  Kurkut  tartışmaya girmiş, fakat  polislerin söyediklerini yerine getirmiş,  sonra  polis Kurkut’a hakaret etmiş, Kukrut sinir krizi geçirerek koşmaya başlamıştır. Fotograflara göre vurulmadan önce  Kurkut’un üzerinde çantası bulunmadı ve yarı çıplak olmuş, o zaman polisin neye göre onu  canlı bomba sanarak öldürmesi  belirsiz kalıyor. Kurkut canlı bomba bile olsaydı, öyle durumlarda polis şüpheliyi önce rahat bir şekilde  durdumaya, başaramadığı zaman  biber gaz kullanarak  etkisiz hale getirmeye çalışıyor, son seçenekte uyarı atışı yapıyor, ama polis bunlardan hiçbiri yapmadan birkaç metreden, arkadan ateş ederek masum çocuğu öldürdü. Öldürülüşünün ardından yolun ortasında kalmış  Kurkut’un »şüpheli» çantasında   birkaç kitap ve giysi bulundu. Kemal Kurkut’u vuran polis  sadece 3 ay açığa alındı, sonra ise   görevine geri döndü.    Halen görevde olan sanık polis için savcının tutuklama talebi mahkeme tarafında reddedildi.

Türkiye’de işlenen cinayetlerin arkasında polis ordu mensupları olduğunda suçlular  hep cezasız kalıyorlar, hele mağdur Kürttür.  Sadece Kurkut’un  değil, buna benzer tüm davalarda yargı aynı yolu izliyor. Bu topraklarda Kürt ve öldürülmek kelimeleri sanki aynı anlamları taşıyorlar. »Zor operasyonlarda» teröristir, PKK’cidir bahanelerini üreterek Kürtlerin evlerini, ocaklarını söndürmek, çocuklarını acımasızca öldürmek sıradan olaylardır artık. Bu kadar kıyım ve saldırı yapılırken    ne etkin bir soruşturma yapılıyor, ne suçluları bulunuyor, nede bir cezalandırma söz konusu oluyor. Devletin  »rahat olun, arkanızda ben varım» dediğinden polisler, askerler Kürt sivilleri  öldürmek için tetiği çekmeye tereddüt etmiyorlar. Polis ve askerlerin Kürt sivilleri öldürdüğünde onlara dokunulmzalık olmasaydı, bir kere bile adalet sağlanmış olsaydı, toplum Ceylanlar, Berkinler, Uğurların  öldürüldüğünde sesiz kalmasaydı bugün Kurkut’u arkadan vurup öldürdüğü polis rahat rahat işine geri dönmezdi. Korkut’un hikayesine bakıldığında  Türkiye hükümetinin Kürtlere nasıl bir politika yürüttüğü belli oluyor. Bu topraklar öldürülen oğlu için mahkeme önlerinde adalet isteyen Kürt anaları çok  görmüş ve hala görecek.