home Türkçe Araştırmalar Savaş bütçesi

Savaş bütçesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda, Türk hükümeti tarafından hazırlanmış 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı kabul edildi. Son yıllarda olduğu gibi bu yılda da savunma harcamalarındaki büyük artış bütçede en  dikkat çeken detay oldu. 2018 bütçesinde güvenlikle alakalı olarak savunmaya ayrılmış ödenekler bir yıl öncekilerine kıyasla  çok büyük artışlar gösteriyor. 2017 yılında savunma ve güvenlik ile ilgili alanlara 64 milyar 306 milyon 50 bin TL başlangıç ödeneği belirlenirken,  2018 yılı için 92 milyar 718 milyon 151 bin TL olarak belirlendi. Başlangıç ödeneği olduğundan dolayı  bu ödenekler yıl içerisinde ek bütçeden aktarımlar yapılması da olabilirler. Bunun dışında bütçe içerisinde gösterilmeyen ve Sayıştay denetimine tabii olmayan Savunma Sanayi fonlarına çeşitli kaynaklardan aktarılan ödenekler de var.  Savunma harcamalarındaki artış, Türkiye’nin  ekonomik koşullarının iyileşmesi ile ilgili  değil, şöyle olsaydı diğer alanlara ayrılmış bütçede de artış gösterilecekti.

Güvenlik ve savunma için bu kadar büyük bir bütçe ayrılırken, toplumun temel ihtiyaçları olan sağlık ve eğitim geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da göz ardı edildiler. Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) 92 milyar 529 milyon TL,  Sağlık Bakanlığı’na ise   37 milyar 571 milyon TL bütçe ayrılmıştır. Bu iki bakanlığa ayrılmış bütçe, hükümetin Türkiye’nin geleceğini sağlayacak eğitimi ve  halkın  sağlık ihtiyaçlarını   karşılayan sağlık alanını ne kadar önemsediğini göstermektedir.

2018 bütçesi iktidarın   öncelikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. 2018 bütçesine bakıldığında önümüzdeki yıl Türkiye  hükümetinin  içeride  daha baskıcı, dışarıda  ise işgalcı  politika izleyeceği  anlaşılıyor. Bu bütçe Türkiye’nin gelecek yılda  yeni bir savaşa hazırlandığı  ve doğuda Kürtlerle çatışmaların daha da artacağının sinyalidir.  Türkiye’nin bir savaş bütçesine yönelmesinin sebepleri sadece ülke sınırları dışında yapılacak operasyonlar ve   PKK ile çatışmalar değil, AKP hükümetinin  kendi rejimini koruyan kurumları güçlendirmeyi hedeflemesidir. Demek ki  halk, ödediği vergiler karşılığında en çok ihtiyaç duyduğu  eğitim ve  sağlık alanlarında hiç bir gelişme görmeyecek, aksine halkın ödediği vergiler aynı halkı baskı altında tutan,   özgürlüğü ve haklarını  sınırlandıran, çiğneyen güçlere    gidecek. Ancak iktidarın propaganda aygıtının iyice çalıştığından, her gün halkın ruhuna militarizm, ırkçılık,  yabancı düşmanlığı ve savaş taraftarlığ telkin ettiğinden  halk savaş bütçesini  savunma ve güvenlikle ilişkilendiriyor. Bütçenin aslan payının savunma ve güvenlik alanlarına ayrılması  iktidarın içerde ve dışarda savaşı daha da yoğunlaştıracağı,  şiddetini daha da koyulaştıracağı anlamına geliyor. Demek ki Türkiye Cumhuriyeti  temel dış politikasının ilkelsi olan ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ söylemini bir kenara bırakmıştır. Ancak ne zaman bu ilkeyi takip etmiştir ki ?