home Türkçe Araştırmalar Karanlık ilişkiler

Karanlık ilişkiler

Dünya basını, kamuoyunda ‘‘Reza Zarrab davası’’ olarak bilinen, ancak resmi adı ‘‘ABD, Mehmet Hakan Atilla’ya karşı’’  olan yargı sürecini yakından izliyor. ABD’de 19 Mart 2016’dan bu yana hapishanede bulunan İran ve Türkiye vatandaşı Reza Zarrab, ABD’nin İran’a uyguladığı ambargoları yasa dışı yollarla delmek, delerken ABD’nin bankacılık sistemini kullanmak ve kara para aklamakla suçlanıyor.

Bu dava, Zarrab’ın Türkiye’deki AKP hükümetinde görev alan siyasetçilerle bağlantıda olması  suçlaması nedeniyle  siyasi boyutlar  kazanmıştır. Reza Zarrab, savcılıkla anlaşması sonrası tanık haline geldi ve itiraflarına başladı. Duruşmanın üçüncü gününde Zarrab kritik itiraflarda bulunarak,   dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın   kendisinin  faaliyetlerine yeşil ışık yaktığını söyledi. Zarrab,  Türkiye’nin İran’dan aldığı doğalgaz ve petrolün  ödemelerinin  Halkbank üzerinden geçirildiğini itiraf etmiştir. Zarrab’ın itiraflarına göre,  İran’a yönelik yaptırımları  delmekte  Halkbank üzerinden yapılan altın ticaretine, Vakıfbank ve Ziraat Bankası’nın  dahil edilmesi talimatını bizzat Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan verdi, kendisine bunu bildiren ise eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan oldu.  Zarrab, sözü geçen banklar ile çalışabilmek için Zafer Çağlayan  olmak üzere bazıTürk yetkililere rüşvet verdiğini belirtti.

Dava hala devam edilmektedir ve kimilerine göre gelecekte Zarrab öyle bomba açıklamalarda bulunabilir ki, sadece AKP’nin değil,  yönettiği ülkenin başı da büyük belaya sokulur. Bundan kaynaklı AKP iktidarı Zarrab’ı Türkiye’ye getirmek için sayısız girişimlerde bulunuyor. AKP’nin  propaganda aygıtı tüm hızıyla çalışıyor. Türkiye’nin  göreceği zararın sorumluluğundan kurtulmak için iktidar  her zamanki gibi Türkiye’ye karşı kumpas, tuzak, kirli ittifak, kirli plan iddilarını öne sürmüştür.  Üç kuruş için ülkeye zarar geleceğini  gözden çıkaran iktidar   aynı zamanda ‘dış güçler ülkemize bir kumpas kuruyor’ korkusuyla Türk halkının gözlerini kaptamya,  yanında toplamaya  ve   Erdoğan’ı dış düşmanlarla  ‘direnen lider’ olarak  göstermeye çalışıyor. Yolsuzluk yapan, rüşvet alan, kendi çıkarı için  ülkenin zarar görmesini gözden çıkaran  iktidar yüzünden bütün dünyanın gündemi olmak çok utandırıcı. Dava sonucunda Türk bankalarına ceza  gelecekse bu, Türkiye’nin başını belaya koyan iktidara değil, Türkiye’ye ve Türk halkına gelecek.   Türkiye şu paraları halktan alınan vergilerden  ödeyecektir ve şunula sosyal ağır şartlarda yaşayan halkın durumu daha da kötüleşecek.  Türkiye paraları ödemeyeceği durumda Türk bankaları uluslararası piyasalarda parya muamelesi görür.

Bu güne kadar  Türkiye ile ABD arasındaki temel sorunlar, Washington’un Suriye’deki Kürt güçlerine silah desteği vermesi ve Gülen’in iade etmemesi idi, ancak Reza Zarrab davası Türkiye’nin ABD’ye olan öfkesini daha da artırdı ve şu an Türkiye -ABD ilişkileri kritik durumda bulunmaktadırlar.

Hatırlatmakta fayda var: 2013 yılında  Zarrab Türk yetkililere, kendi suç ilişkilerini yürütebilmek için rüşvet verme gerekçesiyle Türkiye’de tutuklanmıştı.   72 gün tutuklu kaldıktan sonra Türk hükümetinin baskısıyla salıverilmişti.  Basının bildirdiğine göre, dosyanın kapatılmasına ilişkin baskılar şimdiki Cumhurbaşkanı, o zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ofisinden yapılmıştir.