home Türkçe Araştırmalar Türkiye ‘‘bağımsız Kürdistan’’a gerçekten karşı mı ?

Türkiye ‘‘bağımsız Kürdistan’’a gerçekten karşı mı ?

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY), 25 Eylül’de Irak’tan ayrılmayı öngören bağımsızlık referandumu düzenleyecek. Bölgede tansiyonu artıran referandumun ertelenmesine yönelik çağrı ve itirazlar, gün geçtikçe daha yüksek bir sesle dilendiriliyor,  ama iç ve dış baskıların artmasına rağmen İKBY başkanı Mesut Barzani bağımsızlık referandumunun planlanan tarihte yapılması konusunda diretiyor. İran, Irak, Suriye ve Türkiye gibi bölge ülkeleri bağımsızlığın kendilerini de etkileyeceğinden bu  referanduma karşı. Hem Türkiye, hem de İran meseleye ulusal güvenlik perspektifinden bakıyorlar. İki ülkede de ciddi oranda Kürt nüfusu yaşıyor ve olası bir bağımsızlık kendi içlerindeki Kürtleri de etkisi altına alabilecek.

Fakat referanduma Türkiye’nin tavrı kesin olmadı. Türkiye tavrını  fazla belli etmedi, hoşuna gitmemiş olsa da  şiddetle karşı çıkmadı. Irak Kürdistanı’na Türkiye’nin yaklaşımlarını iki evreye ayırabiliriz.  Geçmişte Ankara, Kuzey Irak’ta Kürt siyasi güçlerinin varlığını  ulusal güvenliğine yönelik tehdit olarak algılıyordu. Saddam Hüseyin’den sonra Irak’ta oluşturulan durumla bağlı ve özellikle  Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara gelmesinden sonra Türkiye’nin  siyaseti ve  yaklaşımları değiştiler. Türkiye, ilişkilerin yakınlaşmasının farklı nedenlerinden Irak’ta Kürt özerkliğine iyi gözle bakmaya başladı. Türkiye şunu hem siyasi hem iktisadi açıdan imkan olarak değerlendirdi.  Türkiye bölge ülkesi olarak Kuzey Irak’ta iktisadi ve siyasi etkinliği ile  ciddi rol almaya ve bunun sayesinde  Kuzey Irak’ı kontrol altına almaya çalışıyordu. Bu bağlamda özerkliği de kendine bağımlı kılmaya çalışıyordu. Şimdi ise bağımsızlık işlemi ek sorunlar çıkarıyor. Dolayısıyla Türkiye şunu güvenliği açısından tehlikeli görüyor. Ama  Kuzey Irak’tan petrol ihraç eden Türkiye, Barzani yönetimi ile ilişkileri canlı tutmak istiyor, dolayısıyla  bağımsızlık konusunda Kürdistan’a sert bir çıkış yapmadı.  Üstelik  Ankara’nın Erbil’le ticaret ve petrolün yanı sıra güvenlik konusunda da bağları var. Tahran’ın Bağdat’a baskın olması ve Heşdi Şabi birliğinin varlığı  Ankara’ya tehdit oluşturuyor. Kürdistan Bölgesi olmazsa Heşdi Şabi ve Şiiler Türkiye’ye ciddi tehdit oluşturacaktır. Dolayısıyla güvenli ve istikrarlı bir Kürdistan, sadece zarar değil, fayda da sağlayabilir. Türkiye’nin referanduma verdiği tepkilerin  »sert» tonlarını     AKP’nin yeni partner olarak MHP’yi seçmesi ve Türk siyasetinde milliyetçi havasının hâkim olmasına da bağlayabiliriz. Türk hükümetinin tüm itirazlarına karşın Türkiye’nin IKBY ile  yürüttüğü faaliyetler savunulan “Irak’ın bütünlüğü» çıkışlarıyla pek de uyuşmamaktadır.   Ayrıca yüksek bir oranla çıkması beklenen ‘evet’ sonucu, Erbil’in ertesi gün hemen bağımsızlık ilan edeceği anlamına gelmiyor.