home Türkçe Araştırmalar Hamşen (Hemşin) mikro yer isimleri

Hamşen (Hemşin) mikro yer isimleri

Erivan Devlet Üniversitesi Doğu Bilimleri Fakültesi Türkoloji Kürsüsü’nde sayın doçent Lusine Sahakyan’ın, modern Türkiye’nin Rize İli, Çamlıhemşin (Vicealtı) ve Ardaşen (Artaşen) ilçelerinde yaşayan Hemşinlilerin (Hamşentsi) Türkçe konuşma dilinde günümüzde de kullanılan Ermenice mikro yer işimlerinin incelenmesine adanmış olan ‘‘Hamşen (Hemşin) mikro yer isimleri’’ başlığıyla araştırmasının  bir bölümünü  sunuyoruz.

Mikro yer isimlerinin tarihi, kültürel ve bilimsel önemi

Her ne kadar Rize İli’nde yaşayan ve geçmişte zorla İslamlaştırılıp Türkleştirilen Hemşinlilerin yeni nesli, atalarının ana dili olan Ermenice ve Ermenicenin Hamşen lehçesini unutmuş, hatta Ermeni kimliğini kaybetmiş olsalar, yaşadıkları yerleşim birimleri için hâlâ büyüklerinden kalan eski yer isimleri ile mikro yer adlarını ve günlük yaşama ilişkin kelimeleri kullanmayı sürdürmektedir. Şekil yapısındaki tahribattan dolayı ilk bakışta yabancı, hatta anlamsız olduğu düşünülen yer adlarının mevcut olmasıyla birlikte, bunlar aslında, ses ayrılıklarına rağmen, yerel şive veya farklı söyleyiş şekilleri ile örtülü arı Ermenice kelimelerdir.

Bu yüzden, önemli bir kısmının şive özelliklerine uyumlu, yerel lehçenin kelime hazinesine dayanarak kurulmuş olduğundan dolayı, Hamşen yer adlarının yeniden kurulumu bir hayli zordur. Hamşen lehçesi, Ermeni dilinin lehçelerinden olup, karmaşık bir yapıya sahiptir. Ermeni dil biliminin en büyük uzmanlarından Hraçya Acaryan, Hemşinlilerin konuştukları dili tarif ederken ‘‘içinde grabar, yani Eski Ermenicede kullanmış olan ve hiçbir lehçede rastlanmayan çok nadir kelimeler barındırdığını’’ vurgulur.  Grabardan geçen alıntılar Hamşen lehçesinin, en eski Ermeni lehçelerinden biri olduğunu kanıtlamaktadır. Aşağıda belirteceğimiz üzere, bu durum aynı zamanda yöredeki yer isimlerde saklı olan ve antik dönemden kalan Ermenice kök ve eklerde de kendisini göstermektedir.

Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni Soykırımı ve İslamlaştırma politikasının sonucu olarak kuzeydeoğu Karadeniz kıyılarına yerleşmek durumunda kalan Hıristiyan Hemşinli Ermenilerin konuşma dilini incelerken H. Açaryan, bu dili Ermeni lehçelerinin batı grubuna mensup Hamşen lehçesinin özgün şivelerinden saymaktadır. Söz konusu şive Artvin (Ardvin), Hemşin (Hamşen), Trabzon, Samsun (Canik), Giresun (Kiresun), Ordu ve çevresiyle, Çoruk (Çorokh) ırmağı havzasında kullanılagelmiştir. Hemşin lehçesinde kendine özgün söyleyiş özellikleri ile ses ayrılıkları mevcuttur. Bazı denemeler yapılmasına rağmen, Hamşen lehçesi ile konuşan Müslüman Hemşinlilerin şivesi kapsamlı biçimde hala araştırılmamaış.

Hamşen yer isimleri Tecina>Tezina, Toleninç>Tulanıç, Tolones>Tolonis, Cutinç>Çutinç, Cotnes>Çotinur, Balakhor>Belahor>Bilahor>Parahol, Mesahor>Misahor, Makreviç>Makrevis ve diğer örneklerde görüleceği gibi söyleyiş ve ses ayrılıkları göstermektedir. Bu örnekler şimdiki Rize İli Hemşinlilerinin konuşma dilindeki şive farklılıklarının varlığını kanıtlamaktadır. Rize’deki Hemşinlilerin konuşma dilinin, Türkçenin bir şivesi olup, ses sistemindeki ayrılıkları nedeniyle edebi dilden farklı olduğunu da burada belirtmek gerekir. Yapılan ses kayıtlarında, Çamlıhemşin İlçesi’nde kelimelerin hem Türkçe, hem de Hemşin lehçesinde telaffuz edildiği, sessiz harflerin ç>ts, ts>dz şeklinde dönüşüme uğradığı gözlemlenmiştir. Örneğin Türkçe çimen kelimesi tsimen, çay ise tsay, Ermenice khaç sözcüğü ise khats, tseğ-dzeğ şeklinde söylenmektedir. Bu yüzden, yöredeki yer adlarının tetkiki ve açıklanması için şiveden kaynaklanan ses ve  şekil  ayrılıklarındaki farklılıkların da önemle dikkate alınması gerekmektedir.

Bölgede çok sayıda Rum ve Laz kökenli yer isimlerine de rastlamaktayız. Ayrıca bölgeye sonradan yerleşen Türk boyları da yeni yer adlarını ya beraberlerinde getirmiş ya da mevcut olan bu adları kendi dil özelliklerine göre yeniden düzenlemişleridr. İleriki asırlarda ise Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti iktidarları, Rize Kazası’na bağlı köylerin adını, bazı istisnalar hariç, resmen bütünüyle değiştirmiştir. 2 Kânûn-ı evvel 1329’un (15 Aralık 1913) başlarında Vilayet Umûmi Meclisince hazırlanan Rize kazası ve nahiyeleriyle ilgili eski ve değiştirilmiş adların listesi Türkiye Başbakanlık Arşivi’nde bulunmaktadır. Bu arada, Hamşen nahiyesinin adı da değiştirilmiştir. 5 Ocak 1916’da ise Enver Paşa’nın ülkede Ermeni, Rum, Bulgar ve diğer gayri mülimlere ait yer isimlerinin değiştirilmesine ilişkin emri üzerine aynı yılın Temmuz ayının 3’ünde, Trabzon valiliği, Samsun’dan Artvin’e uzanan bölgedeki köylerin eski ve yeni adlarını içeren 23 sayfalık bir liste hazırlamıştır.

Hamşen Ermenileri etnlojisinin en değerli  uzmanlarından, Trabzon’un Küşana Köyü doğumlu ünlü etnograf-folklorcu  B. Torlakyan, zamanında kunyla ilgili olarak ‘‘Hamşen yöresinde ve ardından da Pontus’ta Hamşen Ermenileri’nin kurmuş veya ikamet etmiş oldukları tüm bölgeye yayılan dağınık yerleşim birimlerinin adları Türk hükümetlerince ya tamamen değiştirilmiş, ya da öylesine tahrif edilmiş ki, buralarda Ermenilikten en ufak bir iz dâhi kalmamıştır’’-, diye yazmaktadır.

Bununla beraber, yapmış olduğumuz kayıtlardan anlaşıldığı üzere yönetimler, bütün gayretlerine rağmen, asırların derinliğinden gelen yer isimlerini, özellikle de mikro yer adlarını Çamlıhemşin, Hemşin ve Ardaşen ilçeleri sakinlerinin hafızasından bütünüyle silmeyi başaramamışlardır.

Birkaç mikro yer adı, Hemşinli gazeteci-yazar Adnan Genç’in kitabının sonuna eklenen sözlükte de mevcut olup, bölgesel mikro yer isimleri, Hemşinli yazar İbrahim Karaca tarafından da kaydedilmiştir. Ana dillerini tamamen unutarak Türkçeyi benimseyen Baş Hemşinlilerin konuşma dilini araştıran Hollandalı ünlü bilim adamı Uwe Bläsing de çalışmalarında Hamşen lehçesine özgü kelimelerin yanı sıra Aginçov, Ağpenoç, Ağveçur, Anuşdeğ, Ayder (Arter), Buçeğaçoy, Entipos, Santipos, Hedipos, Ketmeç, Palakçur, Palhovit, Sal, Saleçur, Ardeşen, Avelor, Cemakdap, Gağnut, Galer, Koydut, Mayk, Meçovit, Meğvor, Pokut, Sokhovit gibi Ermeni kökenli mikro yer adları ve Apel, Avedik, Arakel, Aratin-oğlu, Khoşor, Meğdesi-oğlu, Matil gibi özel isimler kaydetmiş bulunmaktadır.

Bazı Türk yazarlar Hamşen’de Ermeni izlerinin kalıntısını tamamen silmek için belirgin bir şekilde Ermenice  olan mikro yer adlarında bilinçli olarak Türki, Kırgız, Karaçay dillerinden gelen kök ve ekler aramaktadır. Benzeri maksatlar özellikle Türk yazar S. Arıcı’nın 2008’da yayımlanan ‘‘Dambur Tarihi..’’ kitabında göze çarpmaktadır. Yazar, eserinde sahteciler M. F. Kırzıoğlu’nun ve M. A. Sakaoğlu’nun tahriflerine kapılarak, Hamşen’in farklı yörelerinde görülen ve Ermeniceden geldiği apaçık ortada olan yer isimlerinin ve kelimeleri (bazı istisnalar haricinde) Türki dillerle özdeşleştirmektedir. Türk yazarların benzeri tahrifleri U. Blaesing ile N. Mıkırtçyan  tarafında da eleştirilerek, yazılarında teşhir edilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki, anlaşılır sebeplerden dolayı Ermeni kaynaklarının, mikro yer adları konusunda vermiş oldukları bilgiler çok kısıtlıdır. Bu kaynaklar dikkatlerini genelde büyük yerleşim birimleri, idari merkezler, dağlar, dağ silsileleri, ırmaklar ve göller üzerinde yoğunlaştırmayı tercih etmişlerdir. Bu anlamda S. Ter-Simonyan: ‘‘Her ne kadar kapsamlı da olsalar, farklı etnografik çalışmalar esnasında, halk tarafından benimsenen yer adlarının korunmasına, oluşumuna, tarihine, arkeolojisine, temsil ettikleri kültüre ve ait oldukları dile ilişkin açıklayıcı bilimsel incelemelere maalesef yer verilmemektedir’’ derken, tamamen haklı bir tespitte bulunmuştur. İşte bu nedenledir ki, Lusine Sahakyan’ın yaptığı  inceleme, söz konusu açığı doldurmayı hedeflemektedir.