home Türkçe Araştırmalar Akademik özgürlüğe yeni darbe

Akademik özgürlüğe yeni darbe

Türkiye’de bütün özgürlükların devamlı sınırlanması ne yeni, ne de şaşırtıcı. Artık alıştığımız gerçek. Akamdemik  özgürlük de istina değil. Bunun en iyi örneği de, birkaç gün önce Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’nın (YÖK), tüm üniversitelere gönderdiği yazı.

10 Nisan 2015 tarihli yazıda Suriyelilerle ilgili araştırma yapılmasını İçişleri Bakanlığı’nın iznine tâbi kılındığını bildirildi. YÖK, bu kararın, çalışmalarda elde edilen bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılmasının Suriyeli mültecilerin tâbi olduğu 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na aykırı olduğu gerekçesiyle alındığını belirtti. İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi’nin isteğiyle alındığı bilinen karar, üniversiteler ve akademisyenlerin yanı sıra “yabancı ülke temsilcilikleri, kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşları”nın çalışmalarını da kapsıyor.

Suriyeli mültecilerle ilgili çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarına, henüz konuyla ilgili resmî yazı gelmemesine rağmen, Helsinki Yurttaşlar Derneği Mülteci Destek Projeleri Koordinatörü Hakan Ataman, bu izin zorunluluğuyla, yerelde yapılacak çalışmalar için uzunca bir süredir karşılaştıklarını söyledi. Dernek olarak Kilis’te yürüttükleri ‘ihtiyaç analiz araştırmaları’nın bile Kilis Valiliği’nce engellendiğini söyleyen Ataman, valiliğin bunun gerekçesi olarak, mültecilerle ilgili kayıt, araştırma ve izin işlerinin artık Göç İdaresi tarafından yürütülmesini gösterdiğini belirtti.

Göç İdaresi’nde çalışan bir yetkili, Suriyeli mültecilere ilişkin özel verilerin açıkça paylaşılmasının önüne geçmek amacıyla böyle bir karar verildiğini ileri sürse de, kurumun hangi bilgileri ‘özel veri’ kapsamına aldığı muallakta. Kurumun daha önce bir ilde yaşayan kayıtlı Suriyeli mülteci sayısını ‘özel veri’ kapsamında değerlendirerek bilgi vermediği biliniyor. Aynı zamanda, konuyla ilgilenen sivil toplum kuruluşu yetkilileri, Göç İdaresi’nin yönetmeliğinde kurumun ‘araştırmalara izin verme’ gibi bir yetkisi bulunmadığını ifade ediyorlar.

Belli ki bu karar akademik özgürlük değil başta olmak üzere söz ve düşünce özgürlüğü da sınırlayan yöntemdir. Hatırlatalım ki Türkiye’de bağımsız, resmi iddialardan farklı olan araştırma yapmak neredeyse mümkünsüz. Devlet hep araştırmacıları kontrol etmeye çalışıyor, bilim adamlarını kendi düşüncelerinden vazgeçerek iktidarların çıkarlarına hizmet verdirirler. Özellikle, Ermeni sorunu ve soykırımıyla ilgili araştırmalar yapanlara sert tepki gösteriliyor. Kaldı ki iktidarlara karşı gelenler işten olma ve hatta tutuklama tehlikesini göze alırlar.