home Türkçe Araştırmalar Ya Ali Hoca, ya Hoca Ali…

Ya Ali Hoca, ya Hoca Ali…

Ya Ali Hoca, ya Hoca Ali. Çocukluktan bilinen bu atasözü Türkiye’de meydana gelen siyasi süreçleri çok iyi betimliyor. Belli ki yeni cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, başbakan Davutoğlu’nun  görevlerinin değiştirilmesinden ülkenin temel politik kursu değişmez. Bu gerçeğin ispatları artık hem dış, hem de iç siyasette bulunabilirler.

            Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olarak seçildikten sonra ilk ziyaretlerini Kuzey Kıbrıs’a ve Azerbaycan’a yaparak dış politikasında tutumlarının sabitliği göstermek istedi. Özellikle  Bakü ziyaretinde yaptığı açıklamalarla dünya’ya bazı ilginç mesajlar gönderdi. Ilk olarak, Erdoğan’a göre Türkiye’yle Azerbayacan “ortak çabalarla ilişkilerini stratejik ortaklık seviyesine çıkarmak iki dost ve kardeş ülkedir”. Kaldı ki bu dostluk 20 Eylül’de başlanan TANAP (Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı) projesiyle daha da güçlendirilecek. Türkiye cumhurbaşkanı Yukarı Karabağ sorununa da değindi. Bu konuyu iki taraflı ilişkilerin gündeminin en önemli maddesi olduğunu vurgulayıp Erdoğan “Ziyaretim sırasında Sayın Aliyev ile yapacağım görüşmelerde Yukarı Karabağ ihtilafının Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü ve egemenliği temelinde çözüme kavuşmasını teminen sürdürülmekte olan çalışmalar hakkında da görüş alışverişinde bulunacağız. Türkiye’nin bu kapsamda yapabileceği katkıları değerlendireceğiz” dedi.

            Aynı zamanda yeni Dışişleri bakanı Çavuşoğlu Ermenistan’ın 2015 yılıyla, daha doğru Ermeni soykırımının 100. yıldönümüyle ilgili faaliyetlerine takip ettiklerini kaydetti.

            Türkiye üst yetkililerinin bu ve benzeri ifadelerini yorumlama gereği bile yok.

            Eski ilkelerin kullanılması dış politikasından fazla iç politikasında da açık. Iktidara geldikten sadece birkaç gün sonra Erdoğan daha Şubat ayında sunulan ancak hem siyasetçiler, hem de kullanıcılarca çok eleştirilen Internet yasasını meydana getirdi. Kuşkusuz yeni cumhurbaşkanı istiyorsa, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına insanları fişlenmeye fırsat veren bu yasa kabul edilir. Bundan sonra da kim hangi siteye girmiş, hangi dosyalara bakmış, nerede ne kadar kalmış gibi bütün ‘trafik bilgileri” toplanacak ve her türlü farklı düşünme gerişimleri kolayca kesilecek .

            Devam edilen haksızlıkların daha çok kanıtı var. Örneğin, Soma’daki maden ocaklarından biri sessiz sedasız açıldı ancak güvenlik koşulları aynı durumda kaldı. Eski politikasının diğer yansıması ise yüzlerce öğrencilerin kendi isteğine rağmen imam hatip okullara gönderilmesidir. Bu rezaletten sonra Başbakan Davutoğlu, İlköğretim Haftası ve yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla yayımladığı mesajda, “…hangi dine mensup olduğuna, hangi dili konuştuğuna bakılmaksızın çocuklarımız, değerlerinden ayrılmayarak eşit ve özgür eğitim haklarına kavuştular” değerlendirmesini yaptı. Oysa azınlıkların çocukları yeni öğretim yılında da okul kitaplarında  kendi milletleri hakkında “hain”, “katil”, “terrorist” ve bs. imalar bulurler.

            Bütün bu faktörlerden dolayı Türkiye’de yaşam seviyesi  gelişmiş Avrupa ülkelerinkinden  çok düşük kalır. Mesela, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın İnsani Gelişme Endeksi’nde (yani yaşam uzunluğu, okur yazar oranı, eğitim ve gelir düzeyi ölçütlerine göre) Türkiye 186 ülke arasında 69. basamakta. «The Economist Intelligence Unit» tarafından hazırlanan ve 80 ülkeyi kapsayan Yaşam Kalitesi Endeksi’nde (sağlık, boşanmalar, sosyal hayat, ekonomik durum, siyasi durum ve güvenlik, iklim ve coğrafya, işsizlik, siyasi özgürlükler, cinsel eşitlik konularında) ise 51. sırada geliyor. Üstelik Vikipedia’nın ‘otoriteryanizm’ maddesinde Erdoğan’a Franco ve Sisi gibi isimlerle birlikte geniş yer ayrıldı.

            Türkiye’de politik ve sosyal ortamı temel değişmedikçe, “Ali hoca ve hoca Ali”lar iktidarda kaldıkça dünya ilerici ülkeler sıralarda Türkiye’nin yeri olmayacak.