home Türkçe Araştırmalar Seçimler yaklaşırken

Seçimler yaklaşırken

Türkiye cumhurbaşkanı seçimlerine hazırlanıyor. Seçim kampanyası sona erdikçe ihtirasları körükleniyor.  Sahi bu kampanya seçim yarışından daha sokak kavgasını hatırlatıyor. Seçim vaatleri verme, projeleri sunma yerinde adaylar ve takımları birbirine hakaret etmesi ve rakiplerininden günah keçisi yapmasıyla uğraşıyor. Birbirine karalama fırsatı kaçırmıyor, başta iç problemleri, Suriye kaçakları, dış politikası olmak üzere her konu kullanıyorlar. Sanki tarafların her biri ülkenin en ciddi sorunlarının en iyi  çözümleri bilir ne yazık ki rakiplerin yüzünden yapamaz.

“Ülkenin kötü durumunun suçlusu kim? Ülke yönetme yanlışları kimin?” gibi  soruların cevabı her taraf için açık — rakipleri.

Başbakan Erdoğan ve taraftarları durmadan kendi kazanımlar ve  başarıları anlatıyor. Uzun uzun alıntılar getirmeyiz, gereği de yok, ancak bir iki örnek  sunacağız. Birkaç gün önce Erdoğan Tekirdağ’da şöyle konuştu, “Toprağı eşeleye eşeleye, o nasırlı ellerle, el ele omuz omuza yürüyenlerle biz ayağa kaldırdık Türkiye’yi…  12 yıl boyunca Türkiye’de her alanda özgürlükleri genişleten, demokratik adımları cesaretle atan bir iktidar olduk”.  Muhalefet temsilcilerine değinip, «Bunlar özgürlük düşmanıdır. Bunlar demokrasi düşmanıdır. Bunlar geçmişlerinden itibaren hiçbir zaman özgürlüğün yanında yer almadılar. Bakınız, bu ülkenin geçmişine şöyle baktığımızda göreceğiniz bir şey vardır, o da sürekli olarak nerede özgürlük kısıtlandıysa arkasında CHP vardır, hep böyle olmuştur. Maalesef bunların mesleği bu, işi bu” ifadeleri kullandı. Tabii ki onun ve diğer AKP üyelerinin söylediklerinin çoğu gerçekten uzak. Türkiye’de ne özgürlük var, ne de demokrasi. Hemen hemen her ay yayınlanan farklı uluslararası örgütler ve komisyonların raporları bunu tespit ederler, aynı zamanda iktidarları eleştirecek daha açık toplum kuruma çabaları yoğunlaşma çağrılarda bulunurlar. Ancak bir noktada Erdoğan haklı: muhalefet partilerinin görüşleri, zihniyetleri de azınlıklar, insan haklar ve özgürlükler konularında AKP’ınkinden çok farklı değil.  Yalnız CHP ile MHP birleşik adayı  Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aşağıdaki sözleri yeter, “Türkiye’de devletin, milletin bütünlüğü tartışılmaz bir konudur. Bu kırmızı çizgidir… Vatan kaybetmenin, yitirmenin manasını çok iyi bilen bir insanım. Mal, mülkün… bir ailenin malının mülkünün gavurun eline gitmesi ne demek ben çok iyi bilirim. Bizim beraberliğimiz, birliğimiz, dirliğimiz, sevgimiz, saygımız köklerimizden geliyor… ve ayrılık otlarını temizlememiz lazım.»

Cumhurbaşkanı adaylarının her biri kendi zaferinden emin, hem de birnci turda. Ancak belli ki halkı ülkeyi unutup yalnız kendi gücü düşünen bu eylemcilerinden hiç biri durumu değişemez, daha doğru değişmek istemez.  Her zamanki gibi  iktidar otoriter ve hoşgörüsüz olacak, dış politikası hep fiyasko yaşayacak, yoksullar yoksul kalacak. Bir Türk vatandaşının dediği gibi “Bütün dünyada Türkiye’nin “all inclusive” turistik sistemi ünlü olduğu halde kendi halkı hep “all excluded” sistemiyle yaşamak zorunda kalmaya devam eder.